banner46
Türk milleti vesayet altında da, esaret altında da yaşamaz yaşayamaz diyoruz, peki bu kadar vesayete nasıl izin verdi?

Vesayet odaklarının gücünden… Çok sevdiğim bir söz var “Gerçek gerçektir; algı realitedir.” Diye. Osmanlıdan bugüne algı yönetimi ne yazık ki vesayet odaklarının kontrolündeydi.

Burada büyük aktör “medya”, bu gücü o kadar güzel kullandılar ve bu alana başkalarının girmesine karşı o kadar güzel direndiler ki, medya sektörüne “yerli ve milli” hiç kimseyi sokmadılar veya girenlere de yaşama hakkı tanımadılar.

Rahmetli Özal zamanında farkına vardı ve bir takım girişimler de bulundu ise de zamanın imkânları müsaade etmedi medya ya çeki düzen verme gayretlerine.

Öyle güçlü bir mekanizma idi ki dağıtımından bayisine, matbaasından ajansına kadar yüzlerce meslek erbabını kapsıyordu; yani başbakanların buna ayıracak ne güçleri ne de zamanları oluyordu.
Evet, medya dedik devam edelim toplumun algıları ile oynamak istiyorsanız elinizde böyle büyük bir silah olacak ve her zaman eliniz tetikte bekleyeceksiniz... Neyi koruyorsunuz?... Sözde ülke menfaatlerini, özde ise vesayet odaklarının al-i menfaatlerini!...

Kim bunlar?... Baronlar, faiz lobisi, uluslar arası güç odakları. Nasıl koruyorsunuz?... Medya organlarını kullanarak topluma şu algıyı yerleştiriyorsunuz: Bakın, dediklerimizi yapmaz, bize karşı çıkarsanız “ASKER GELİR!” Burada asker son nokta...

Toplum bunu yemez, inanmaz ise de ASKER GELİR burada da asker başlangıç noktası olur. Medya askeri alkışlar, gerekliydi yaptı der!... Ülke için yapılacak en doğru şeydi der!... Ve darbe yapılması için hazırladığı alt yapıyı unutturur! Masum! Bir şekilde kenara çekilir!...

medya patronlarının veya baronların, bütün bu yapılanlardan menfaatleri nedir?..

Şimdi bir tablo getirelim gözümüzün önüne daha net anlarız neden yaparlar vesayetçiler bütün bunları;

1960 ihtilali yapıldığında fert başı milli gelirimiz 358 dolar, darbe sonrası 271 dolara düşüyor. Devam edelim 1980 darbesi fert başı milli gelir 1.539 dolar darbe sonrası, 1.329 dolara düşüyor. Gelelim 28 Şubat müdahalesine fert başı milli gelir 3,079 dolar müdahale sonrası 2.800 dolar oluyor!...

Şimdi bir de faiz lobisinin çıkarlarına bir göz atalım, konuyu daha iyi anlarız.

Faizlere bakınca da durum bundan farklı değil, basit bir örnekle konuyu bağlayalım; en basiti ve güncelinden bahsedelim. Gezi parkı eylemleri başlangıcı Türkiye de faiz oranları % 5.25 ve başbakan kendini parçalıyor bu faizler ülkenin kalkınmasına, yatırıma en büyük engel diye. Biliyor musunuz gezi eylemlerinden sonraki gün faizler % 11’lere tırmanıyor!... Üst akıl; yatırım olmasın, işsizlik artsın, toplumsal sorunlar hükümetin üzerine çöksün, vesayetçiler de bundan nemalansın, istiyor!..

Ne alakası mı var, onu da örneklendirelim; yıl 2002 Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütçe gelirleri

77 milyar TL, faize giderleri % 60, yani 77 milyar TL bütçe gelirinin 51 milyarı faize gidiyor.

Aynı oranın şimdi de gerçekleştiğini düşünürsek bakın nasıl tabloya sahip olurduk?..

570 milyar TL olan bütçe geliri olduğuna göre % 60’ı yaklaşık 340 milyar faiz ödememiz gerekirdi. 2016 itibarıyla ödediğimiz faiz giderleri sadece 56 milyar lira yani % 10’a tekabül ediyor.

Aradaki fark eskiden 100 ailenin, zenginin, baronun yani faiz lobisinin cebine giriyor, yatırıma gitmiyordu. Şimdi aradaki yaklaşık 284 milyar lira sosyal devlet anlayışı ile halka paylaştırılıyor: Evinde hastası olana, engellisi olana, hastane yapımına, ücretsiz okul kitaplarına, yollara, köprülere, hava alanlarına, evlenecek gençlere, torununa bakan anneanneye, ev alacak memura veriliyor. Kısacası iki türlü yatırıma katkı sağlıyor; birincisi insana yatırım, ikincisi ise ülkeye yatırım.

Nasıl o kadar faiz gelirini hortumlayabiliyordu bu adamlar?

Bunların bankaları yani faiz veren kurumları yok muydu? Vardı. Yine bunların medya organları yok muydu? Vardı. Kısaca devletten teşvik alacak kurumları ve devlete borç verecek kurumları da mevcuttu. Basit bir örnekle açıklayalım; Devlet gazete ve önemli saydığı kurumlara teşvik veriyor ve şartları şöyle 5 yıl ödemesiz daha sonrası için eğer ödemezseniz yılda % 5 faiz.

Yine aynı devlet tahvil satarak borçlanıyor onunda şartları şöyle; yıllık % 70 faiz getirili.

Bu baron olacak kan emiciler de gazete ve diğer teşviki hak edecek kurumları ile bu parayı %5’ den alıyor, bankaları vasıtası ile devletten tahvil alıyor yani devlete %70’den borç veriyor.

5 yıl sonunda 100 milyar liralık teşviki 450 milyar lira oluyor, devlete olan 100 milyar lira borcu ödediği zaman ise geriye HORTUMLADIĞI 350 milyar lira cebe kalıyor; bunun adı da teşvik veya ticaret!...

Ne güzel!... Çayın taşı ile çayın kuşunu vuruyorlardı…

Bir fıkra ile kapatalım bu olaya iyi bir örnek olacağını düşünüyorum;

Rusya’da Novey Ruski dedikleri (Yeni Rus) zenginliklerinin kaynağı belli olmayan bir zümre var sonsuz gelirleri var,

İşte bu Yeni Rus’un birisi Moskova çıkışına bir şato yaptırmış, lumizini ile her gün evine giderken hep aynı polisin görev yaptığı bir kontrol noktasından geçmek zorunda, polis çeviriyor muhatap olmak istemeyen Novey Ruski ise camı iki parmak açıp rulo haline getirdiği 100 doları veriyor ve vakit kaybetmeden evine ulaşıyor, bu durum aylarca bu şekilde devam ediyor.

Ancak bir aybaşı polisin merakla beklemesine rağmen Yeni Rus gelmiyor, 3 gün yok, 5 gün yok 15 gün sonra geliyor.

Polis sinirli durduruyor arabayı Yeni Rus hazırladığı 100 doları uzatıyor ama nafile polis aç diyor camı, Yeni Rus parayı 200 dolara çıkarıyor yine nafile aç diyor camı konuşacağız.

Yeni Rus çaresiz açıyor camı, polis soruyor neredesin yahu sen?

Yeni Rus sakin Havai de tatile gittim deyince polis büsbütün sinirleniyor ve bağırıyor; neee benim paramla tatil yaparsın ha.

İşin özü kan emici baronlar da devletin gelirlerini uzun süre hortumlayınca kendi parası olarak görmeye başladılar, şimdiki sıkıntılar bu yüzden. Onlar da diyor ki ; bizim paramızla niye bu hizmetleri yapıyorsunuz.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

kizilay_banner_120X600

kizilay_banner_120X600

sanalbasin.com üyesidir