Evet, ekonomik bir dalgalanmadan geçiyoruz. Baskının yalınkılıç ortada dolanan en önemli aktörü “dolar”… Açın kapıları koyverin gitsin dercesine yol alıyor. Bu ekonomik gelişmeleri, ne sadece dışarıdaki ekonomik ne de salt siyasi içerikle açıklamak mümkün. Burada siyaset kısmı biraz alengirli olduğu için Avrupa’da devam eden kriz ve ABD’de Trump ile oluşan belirsizlik diye söylemek en kolayı.

Ülkenin dengeleri iki haftada altüst olmadı ki… Yani sorun sadece Türkiye merkezli değil. Suriye meselesi, mülteciler, düşen ihracat devam eden bir konu aslında. Anayasa oylamaları derseniz o da gündemden hiç düşmeyen bir konu. Bugün dünya çok karışık. Halkın da kafası karışık. Bu ortamda, cari açık %4 olmuş kaç yazar? Türkiye cari açıkta %8 dönemlerinden geçti. IMF sürekli Türkiye için -ha bugün ha yarın-, “ahan da kriz çıktı, çıkıyor” diye diye bugüne geldik.

2015’te Türkiye’ye kaynağı bilinmeyen 12 milyar dolar girmiş. 2016’da bu rakam 10 milyar dolar civarında. Demem o ki parasal akışı olan bir ülkeyiz. Bir şekilde güzel Allah’ım görünmez yerlerden veriyor.

Ama bizim halkımız da dolar yükseldi diye harcamasında hız kesmiyor ki… Geçen sene bir milyon araç satılmış sadece bunların 310 bini yerli araç. Bunun bir de aksesuarları vs var.  Hala yılda 15 milyon adet cep telefonu giriyor bu ülkeye. Bu hep döviz açığı demek. Dövizin varsa sorun yok. Ama yoksa ki yok, o zaman doların ufak ufak baş göstermesine de bir şey denmiyor. Sadece şu bahsi geçenler bile yılda 40 milyar dolara yakın bir rakam oluşturmaktadır. Amerika bile “Ey vatandaş!... Amerikan malı kullan!” diye propaganda yaparken bizim neyimize bu ithal mal düşkünlüğü.  Uzun lafın kısası, doların bu hareketlenmesinde, sadece tek bir sorumlu olmadığı gibi tek bir kesimden de fedakarlık beklenemez, beklenmemeli…  

Ülkenin durumu belli. Bir yandan döviz ihtiyacı, öte yanda yüksek işsizlik ve enflasyon varken; kur ile faizin sabit kalmasını beklemek hangi kitapta yazıyor? Üstelik Suriye, Irak derken Kıbrıs da gündemde. Bu kadar politik risklerin arasında tek olumlu mesaj, Trump yönetiminin Türkiye’ye ilişkin dün verdiği sıcak mesajlar: “Eski dostumuz, ona haksızlık ettik” sözleri…               

Ekonomi yönetimi ne yaptı?  Merkez Bankası zorunlu karşılık oranlarını dün sabah yarım puan indirdi. Böylece müdahale silahını kullanmış oldu: piyasaya 1,2 milyar dolarlık bir döviz sağlamak demek bu. Değil günlük, haftalık işlemler için bile yüksek sayılabilir bir miktar. Ancak kur savaşlarını es geçmeyelim. Bu müdahalenin devamı gelir. Bu işlem etkili bir araçtır, kullanıldı… şimdi yabancı yatırımcı konusu da sıkıntılı geçen sene gelen yabancı sermaye 8,5 milyar dolar civarında o da azalmış. Bunun arkasından hükümet ya da maliye bakanı “herkes başına yağan karı eritsin, bittik!” der mi?  Derse iş kopar zaten.

Ekonomide sorun olduğunu söylenen sözlere bakarak değil, Merkez Bankası’nın verdiği tepkilerle anlamak gerek. Bu sebeple tabii ki ekonomimiz güçlü, bunlardan etkilenmez,  ayaktayız mesajları verilir; yabancı sermaye girişi sağlanmaya çalışılır. Yatırımcıyı kaçırmak o kadar kolay ki…

Büyük yatırımcıyı merak etmeyin o kendi analizini çoktan yapmıştır.  Hükümet herşey yolunda deyince hemencik yatırım geleceğini mi sanıyorsunuz?

Bakkal bile mini market olmaya çalışırken, yanındaki dükkanı da alıp işini genişletmeyi düşünürken kırk takla atar, ince eler sık dokur… öyle pat diye yatırımcı elbette gelmeyecektir. İşin özü, ne  çok janjanlı güzel sözler yatırım çeker, ne de karamsar tablolar yatırımı keser…

2-3 cümle açıklama ile fikir değiştirmez. Döviz değerlenir ihracata faydası olur, turizme olumlu etkisi olur ama bunlar elbette köklü önlem alınmasına mani olmamalıdır.

Faize gelince… faiz artsın kabul. Ancak faiz, narkoz gibidir. Narkozun etkisi geçmeden operasyon tamamlanmalıdır. Ne yapılacaksa, hangi önlem alınacak ne reform yapılacaksa yapılmalıdır. Hastanın sürekli narkozda kalması nasıl mümkün değilse, yüksek faizden medet ummak da aynı ölçüde risklidir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
sanalbasin.com üyesidir