Yılmaz Özdil bugün bir yazı kaleme almış, olayları çokta güzel kronolojik ve dikkat çekici bir şekilde özetlemiş. Ancak unuttuğu hatta asıl söylenmesi gereken mevzu ya girmemiş. O mecraya da biz girelim, peki Sayın Özdil bu tablonun oluşmasındaki sebep ne acaba? Bu millete bunları anlatabilecek misin?

       Bu tablonun oluşmasının başlıca sebebinin demokrasi ve onun yaşamasını sağlayacak ortamların kaldırılması olduğu sonucunu çıkarmak zor olmasa gerek. Ancak Sayın Özdil’ i tanımasanız bu yazının ana fikrine dayanarak Türkiye’nin en demokratik ve medeni insanı olduğunu düşünürsünüz. Doğrusunu söylemek gerekirse “ darbelerin ve siyasetin kısır sebepleri anlatsaydı bende böyle düşünebilirdim. Ben İzmirliyim hem de öyle “çakma” falanda değilim. İsmi DEMOKRAT olarak bilinen bu şehrin evladıyım.

       Adnan Menderes gibi bir başvekilin idam edildiği, hızla büyüyen Türkiye’nin darbeyle önünün kesildiği, binlerce gencin siyasetten işkenceyle uzaklaştırılıp kardeşin kardeşe kırdırıldığı ve 1 günde yapılan darbe ile terörün bitirildiği, siyasetçilerin ve partilerin yaşatılmadığı, halkın seçtiği iktidarların alaşağı edildiği, o hain darbecilerin bu ülkenin ortak paydalarını ve kimyasını nasıl bozduğunu anlatsa idi Sayın Özdil o zaman o güzel yazının eksik olan samimiyet kısmı ile de daha iyi ifade edebilirdi.

       Her 10 yılda bir sekteye uğratılan darbecilerden bahsetse idi; bu memleketteki etnik gurupların kavga ettirilmesinin, dindarların gördükleri baskı ve zulümle cemaatlere yaklaştığı gerçeğinin, Türk-Kürt oyunu ile terör örgütlerinin eline düşen gençliğin, kapatılan partiler yüzünden ortadan kalkan AİDİYET duygusunun bu ülkeye kaybettirdiği siyasi oluşumların gerekçesinin ülkesini seven ASKERLER tarafından ortadan kaldırıldığını yazması gerekirdi. Yapılan eski, yeni, post modern her darbe bu ülkenin geleceğini çalmıştır. Vatan topraklarındaki bu mozaiği, darbelerle ayrıştırarak siz ve destekçileriniz bitirmediniz mi?

       Yüzyıllardır aynı topraklarda yaşamayı başaran bir mozaiğin bozulmasına, Türk demokrasisinin ilk meyvesi olan DEMOKRAT PARTİ’nin Genel Başkanı ve Başvekili Adnan Menderes ile arkadaşlarını asarak ortadan kaldıranlar sizin zihniyetiniz değil mi? O mozaiği aynı çatı altında birleştiren Başvekil Menderes dir ki; meclisinde 25 müftü, Alevi dedeleri, laik düşüncenin temsilcileri, cemaatlerin kendilerinde temsil edecekleri vekillerle toplanmış ve tek yürek olmuş bir Türkiye’yi inşa etmiştir. Millet adına yapılan bu darbeleri yazabilseydi sayın Özdil, o zaman hakikati söylemiş olacaktı.

       Sonuç olarak Sayın ÖZDİL “Hayr’ettin” adlı yazısında çok güzel bir şekilde temsil ettiği zihniyetin yediği haltların hikayesini ve sonuçlarını anlatmış. Bilmem bu yüzden teşekkür etmem gerekir mi?

28.03.2017 tarihinde Sözcü Gazetesinde Yılmaz Özdil imzası ile yayınlanan o köşe yazısı
 

Hayr’ettin

Pervin Par'ı paylaşamayan delikanlı komiser Eşref Kolçak'la bıçkın kaçakçı Hayati Hamzaoğlu, kombinezonla gezinen sarışın vamp kadın Suzan Avcı'nın evinde birbirinin gırtlağını sıkarken, kapı carrt diye açılır, vicdan azabıyla yanıp tutuşan karaktersiz ebe Aliye Rona “durunn” diye haykırarak içeri dalar, “siz kardeşsiniz!”
*
Pervin'e ilaçlı gazoz içirmeye kalkışan haysiyetsiz çapkın Önder Somer'le, bu şerefsiz komployu tezgahlayan kumarhaneci Kenan Pars kodese tıkılırken, yıllar sonra gerçeği öğrenen iki kardeş hasretle kucaklaşır… Tonton aşçı Necdet Tosun'la azgın hizmetçi Mürüvvet Sim tombul yanaklarını birbirine yaslarken, şoför Vahi Öz'le saftirik uşak Cevat Kurtuluş mutluluktan ağlamaktadır.
*
Var mı özlemeyen o günleri?
*
İnek Şaban mesela…
Neydi acaba mezhebi?
*
Alevi miydi Belgin Doruk, Sünni miydi Ayhan Işık?
Kürt kökenli miydi, yoksa Çerkez miydi Sadri Alışık?
Şakayla karışık sormuyorum bunları…
Kaçımız biliyordu veya doğrusu hiç merak eden olur muydu, Sami Hazinses'in Ermeni olduğunu?
Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, dört yapraklı yonca… İster türbanlı ol, ister çarşaflı, saçlarını örtmedikleri için sevmeyen var mıydı onları?
Ömercik'e kahrolmayan Musevi, Ayşecik'e gözyaşı dökmeyen Rum var mıydı?
Hulusi Kentmen gibi dedesi olmasını kim istemezdi ki… Peki, hiç kimse düşündü mü bugüne kadar, Hulusi Kentmen'in umreye gidip gitmediğini?
Bizans'ı haşat eden Cüneyt Arkın yabancı düşmanı mıydı?
Hem Karaoğlan, hem Tarkan, ırkçı mıydı Kartal Tibet?
Kaptan Ediz Hun, subay İzzet Günay, savcı Fikret Hakan, polis Ekrem Bora, şafak bekçisi pilot Göksel Arsoy, Jön Türkler'imiz… Osmanlı aleyhtarı mıydı?
Mirasını komple Mehmetçik Vakfı'na bırakan Zeki Müren, darbeci miydi?
Milli duygularımızı doruğa çıkaran efsane film “Bir Millet Uyanıyor”un görüntü yönetmeni Kriton İlyadis, hangi milletin uyanışını anlattı o filmde, Japon milletinin mi?
Emel Sayın'la Tarık Akan'ın şarkılar söyleyerek el ele dolaşmasına sevinmeyen… Bıraktık mezhebi kökeni filan, Adile Naşit'i Münir Özkul'u sevmeyen insan, insan mıdır?
*
Siyah beyaz ama, rengarenk değil miydik?
Gençler, sorun büyüklerinize… Şu veya bu ayrımı var mıydı mahallede?
Elbette farklı farklıydık ama, hepimiz değil miydik?
Birlikte üzülür birlikte sevinir, birlikte güler birlikte ağlamaz mıydık?
Lefter'e milli takım kaptanlığını mesela, Niko'ya ay yıldızlı formayı Lozan Antlaşması gereğince mi vermiştik?
Var mı o günleri özlemle iç çekerek anmayan?
*
Ve, ne diyor şimdi akp'nin fetvacısı hayrettin karaman… “Yahudilere Hıristiyanlara yaşam hakkı tanıdığımız gibi, hayır diyenlere de yaşam hakkı tanıyacağız” diyor.
*
Hayr'ettin, lütfediyor.
*
Herkes elini vicdanına koyarak cevaplasın lütfen…
Nubar Terziyan mı daha nur yüzlü, daha tonton bir imamdı, yoksa bu hayrettin karaman mı?


        
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
sanalbasin.com üyesidir