banner8

Hayatın getirisi ve götürüsü çoktur.

Yanılttığı gibi, öğreten, belirsizlikleri de yaşamak mümkün.

Aslında…

Yaşam siyah, beyaz bir film gibi.

Ortada kalan zor bir gelecek sevdiklerinizi, çevrenizi, dostunuzu, herkesi bekleyen bir yaşam var olabilir. Çünkü hayat çok güçlü, güçlü olduğu kadar acımasız da.

Bir ihtimal mi dersiniz…

Keza, bugünün yarına garantisi olmadığı kesin.

Peki engelliler için neler yapıyoruz? Neler yapmamız mümkün? Üzerimize düşen görevler neler?

İşitme engellileri kapsayan sosyal sorumluluk projesi, zihinsel engelliler için sosyal sorumluluk projesi, görme engelliler sosyal sorumluluk projesi, otizm için sosyal sorumluluk projesi, Okullarda sosyal sorumluluk projesi gibi, benzeri kurum kuruluşlara destek olabiliriz. İşletmeler ve şirketlerin engelliler için istihdam oluşturması hayata bağlanmalarına vesile olması mutluluk verici. Düşünsenize bir engellinin nefes alması, vermesi yetmiyor. Hayatını idame ettirmesi, yürümesi için, gezmesi için, hayatını kazanması için iş gerekiyor. Çalışmaya ve hayatını kazanmaya başlayan engelli hayal edemeyeceği sevinci yaşıyor. Mutlu oluyor ve hayatını kazanıyor..

Bir vatandaş olarak sosyal sorumluluk projelerini desteklemek asli görevimiz olmalı.

Engelliler üzerine projeler geliştirmek, çalışmak ve yardımlaşmayı yaymak duyarlılık, kişinin özünde saklı cevherdir. Bu da eğitim, kültür ve sosyalleşmenin hakikatidir.

Toplum olarak sosyal sorumluluk projeleri üzerinde duralım. Bugüne, yarına ertelemeyelim. Gelin, onların gözüyle yaşama bakalım, tutunalım. Hayata sımsıkı sarılmalarına vesile olalım. Yoksa yarınlar, bizler için geç olabilir.

Öğreten hayat, yaşatır da.

Acıtan hayat, paylaşır da.

Mutlu yaşattığı gibi, ümitsizliğe de iter.

Umudu yalnızlaştıran hayat, zavallılaştırır da.

Malum bir gerçek var.

Değiştireceğimiz konularla hep alakadar oluyor, değiştiremediğimiz konular ilgimiz dışında kalıyor.

Burada ne akla geliyor biliyor musunuz?

Sınır tanımayan bir evrenimiz, engel tanımayan bir gerçeğimiz var. Empati yapamıyoruz, empati kuramıyoruz.

Hiç zor durumda kaldığınız, yardım istediğiniz oldu mu?

Muhakkak olmuştur.

Bir de gözleri görmeyen birini düşünün. Sizden yardım bekliyor. Bir el uzatmanızı ya da karşı caddeye geçirmenizi içinden geçiriyor. Yardım isteyecek, çekiniyor. Gönülden uzayacak bir dost el beklediği, ama o elin hayat koşuşturmasında uzanamayacağını hissediyor. Bizler nerede hata yapıyoruz bilmeyerek, belki de istemeyerek. Onların baktığı pencereden hayatı göremiyoruz.

Tabii ki haklısınız…

Hızlı bir hayatın sirkülasyonu farklı cereyan ediyor, biliyorum. Fakat yaşanılanların farkına varamıyoruz. Yaşayabileceklerimizi ve neler yaşayacağımızı geç fark ediyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi hareket ederken, kendi dünyamızda potansiyelli engelli olduğumuzu bile unutuyoruz. Hayat hep koşturmaca ve koşuşturma ile geçtiği için geçmişi yaşadığımız gibi, geleceği de yaşayacağımızı kesin gözüyle bakıyoruz. Ve geriye dönüp baktığımızda iş işten çoktan geçmiş olacak.

Maalesef…

Dün’ün geleceği yoktur yarına garantisi olmayacağı gibi.

Yaşama sevinci ile hayata tutunan insanların dünyasında yaşarken, farklı dünyaları da yaşayacağız, göreceğiz.

Belki de Evren’e en içten mesaj göndereceğiz hayat, beni güzel hatırla diye.

Herkese güzel ve sağlıklı günler dilerim. Sağlıcakla kalın.

Ä°lgili resim


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yasemin Turkell 1 hafta önce

Evet, katiliyorum sayin Yakup Uykutalp’e. Kaliteli, yalin bir yazi, cok önemli bir konu.
Bence empati anaokulu yaslarindan itibaren bir ders olmali. Aileden ögrenemeyenler arayi kapatabilmeli böylece.
Saygilar Yakup bey, empatiyi hatirlattiginiz icin tesekkürler.

sanalbasin.com üyesidir