banner46

Filistin devleti 29 yaşında tanınma ve özgürlük bekliyor

Milyonlarca Filistinli adım adım topraklarından edildi, binlercesi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Filistin yaklaşık 100 yıldır yaşamak için mücadele ediyor.

1987 de başlayıp 1992’ye kadar devam eden intifada sırasında Cezayir'de toplanan Filistin Ulusal Konseyi, 15 Kasım 1988 günü bağımsız Filistin devletini ilan etti. Filistin her yıl 15 Kasım’da bağımsızlık ilanını kutluyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından Filistin Devleti'nin ilanının 29. yıldönümü ile ilgili paylaşımda bulundu. 

Çavuşoğlu mesajında şöyle yazdı; Filistin Devleti’nin ilanının 29. yıldönümünde Filistin Halkını kutluyoruz. Türkiye haklı davasında Filistin’in yanında olmaya, 1967 sınırları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir #Filistin için güçlü desteğini vermeye devam edecektir.



Filistin’i tanıyan ilk Batılı ülke ise İsveç’tir. (30 Ekim 2014) İsveç sonrasında bazı Avrupa ülkeleri; İrlanda, İspanya, Fransa ve Yunanistan gibi ülkeler Filistin’i tanıdı.

Türkiye, 15 Kasım 1988’de sürgünde ilan edilen Filistin Devleti’ni ilk gün tanıyan ülkeler arasındadır. 



FİLİSTİN
1967'de İsrail'in işgal ettiği Batı Şeria ve abluka altındaki Gazze, 2007 yılından beri iki ayrı Filistin hükümeti tarafından idare ediliyor. 

Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında kalan tarihi Filistin toprakları, ilk çağlardan itibaren birçok uygarlığın egemenliği altına almaya çalıştığı bir bölge oldu. 1516 yılında da Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolüne girdi. Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla bölgeyi işgal eden İngiltere, 1922'de bölgede manda yönetimi kurdu.

Manda yönetimi kurulmadan önce 1917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, uluslararası Siyonist hereketin liderlerinden olan Lord Rothschild'e gönderdiği mektupta İngiltere hükümetinin Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasını destekleyeceğini belirtmişti. Manda yönetimi kurulunca da, 19. yüzyılın sonunda başlayan Filistin'e Yahudi göçü ve toprak alımları hızlandı. Bu dönemde, bölgede yaşayan Yahudiler ile Filistinliler arasında gerginlikler meydana gelmeye başladı.

FİLİSTİN'İ BÖLME PLANI
Avrupa'da Yahudi soykırımının yapıldığı İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda, Filistin'e Yahudi göçü iyice hız kazandı. Filistinli Araplar ve Yahudiler'in hem kendi aralarındaki mücadeleleri ve çatışmaları, hem de İngiliz mandasına karşı ayaklanmalarının ardından Birleşmiş Milletler (BM) 1947 yılında Filistin'in bölünmesini öngören bir teklifi oyladı. Aralarında Türkiye'nin de olduğu 13 ülke ret oyu kullanırken 10 çekimser ve 33 kabul oyuyla bölünme planı kabul edildi. Bu bölünme planıyla, nüfusun yüzde 40'ından azını oluşturan, toprakların yüzde 10'undan daha azına sahip Yahudilere, Filistin'in yüzde 55'i bırakılıyor, Kudüs ve Beytüllahim'deki kutsal mekanların bulunduğu alanların yönetimini de Birleşmiş Milletler'e devrediyordu.

Filistin'in kaybettiği topraklar;



1948'DE İSRAİL’İN KURULUŞU VE SONRASI
BM bölünme planı uyarınca İngiltere Filistin'den askerlerini çekince, 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşu ilan edildi. 24 saat sonra, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak ordularıyla, gönüllülerden oluşan Arap ittifakı, Filistinlilerle Yahudiler arasında devam eden savaşa katıldılar. Savaşın sonunda bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadı; Gazze'nin yönetimi Mısır'a, Doğu Kudüs ve Batı Şeria, Ürdün'e bırakaldı. İsrail'in egemenlik alanında kalan onbinlerce Filistinli gerek savaş sırasında, gerekse savaştan sonra göç etmek zorunda bırakıldı. Bu dönemden sonra Filistin ulusal hareketi, Gazze ve Batı Şeria’da Ürdün ve Mısır’ın desteğiyle örgütlenmeye başladı. Yaser Arafat liderliğindeki Fetih dahil, kurulan birçok örgüt, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) şemsiyesi altında 1964 yılında toplandı.



1967 ALTI GÜN SAVAŞI
İsrail Savunma Kuvvetleri'nin 1967 yılında İsrail'in Mısır Hava Kuvvetleri'ne karşı giriştiği süpriz saldırıyla başlayan ve altı gün süren savaşa Ürdün ve Suriye de katıldı. Bu savaştan sonra İsrail, Suriye'ye ait Golan tepeleri ile Mısır'a ait Sina Yarımadası'nı, Gazze ve Batı Şeria’yı da işgal etti. Bu işgal Filistinliler için yeni bir mülteci dalgası anlamına geldi. 1974'e gelindiğinde, FKÖ, BM Genel Kurulu tarafından ‘Filistin halkının temsilcisi’ olarak tanındı ve gözlemci statüsü aldı.



FİLİSTİN ÖZERK YÖNETİMİ KURULUYOR
1987 yılında Gazze'de başlayan ve Batı Şeria'ya da yayılan geniş halk yığınlarının katıldığı Birinci İntifada, 1993 - Oslo Antlaşması ile sonuçlandı. Doğu Kudüs hariç Batı Şeria ile Gazze’nin belirli bölgelerinde sınırlı otoriteye sahip Filistin Özerk Yönetimi kuruldu. Anlaşmalar uyarınca İsrail'in Filistin topraklarını aşamalı olarak Filistin Özerk Yönetimi'ne bırakması gerekiyordu. Fakat anlaşma, Filistin sorununun üç temel konusu olan Kudüs'ün statüsü, Filistin Devleti'nin nihai sınırları ve 1948'den başlayarak evlerini terk etmek zorunda bırakılmış Filistinli mültecilerin durumunu daha sonra yapılacak olan müzakerelere bırakıyordu.

Nihai statünün kesinleştirilmesi için beş yıl süre tanınsa da, 2000 yılında ABD’de düzenlenen Camp David ve 2001'de Sina Yarımadası’nda düzenlenen Taba zirvelerinde de herhangi bir sonuca ulaşılamadı. İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’ya kurmayı sürdürdüğü Yahudi yerleşim birimleri de gerginliği yeniden arttırdı. Eylül 2000'de Filistinliler, İkinci İntifada'yı başlattılar.



TECRİT DUVARI
2002 yılında İsrail, Batı Şeria'nın önemli bir kısmını yeniden işgal ettiği 'Koruyucu Kalkan' askeri harekatına girişti. Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Arafat'ın Ramallah'taki ofisini de kuşattı ve Arafat'ın bu ofisten ayrılmasına bir daha izin vermedi. Askeri harekatın hemen ardından da güvenlik gerekçesiyle Batı Şeria'yı bölen 700 kilometrelik bir duvar inşa etmeye başladı. Tecrid Duvarı adı verilen duvar, Batı Şeria'da yaşayan birçok Filistinli'yi evinden, okulundan koparmanın yanısıra, doğrudan İsrail denetimi altındaki toprakları da genişletti.

Dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron, 2005 yılında Gazze Şeridi'ndeki Yahudi yerleşim birimlerini boşalttı ve Gazze'yi abluka altına aldı. Batı Şeria ve Gazze arasındaki zayıf iletişim, iyice koptu. Batı Şeria'da yaşayan bir Filistinli, Gazze'ye gidebilmek için Ürdün'e, Ürdün'den Mısır'a ve Mısır'dan da Gazze'ye ancak özel izinlerle geçebilecek hale geldi.



ÇİFT YÖNETİM DÖNEMİ
​İşgal altındaki Filistin topraklarında 2006 yılında düzenlenen genel seçimleri Filistinli grup İslami Direniş Örgütü (harakat al mukavama al Islamiya) HAMAS’ın kazanması sonrasında, Batı ülkelerinin büyük bölümü ve İsrail, seçimleri tanımadıklarını açıkladı. İsrail, Hamaslı milletvekillerine karşı tutuklama kampanyaları yürüttü, İsrail'in bakanlara geçiş izin vermemesi yüzünden Bakanlar Kurulu bir araya gelemedi. Ayrıca AB ülkeleri, Filistin'e yaptıkları yardımları durdurdu. İsrail de, Filistin'e yönelik olarak uyguladığı ekonomik ambargoları ağırlaştırdı.



2004'de Yaser Arafat'ın ölümünden sonra Filistin Özerk Yönetimi lideri seçilen Mahmut Abbas'ın mevcut Hamas ağırlıklı hükümet yerine, teknokratlardan oluşan bir hükümet kurmak, arkasından erken genel seçimlere ve başkanlık seçimlerine gitmek amacıyla çalışmalara başlaması Hamas tarafından 'darbe' girişimi olarak tanımlandı. Bu dönemde, Fetih ile Hamas arasında karşılıklı saldırılar ve suikastlar gerçekleşti. 2007 yılında Hamas, Gazze’nin kontrolünü ele geçirirken, Fetih de Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ni temsilen bir hükümet kurdu. Günümüzde de Batı Şeria ve Gazze farklı yönetimler tarafından idare ediliyor. Taraflar, birlik hükümeti kurmak için görüşmelerini sürdürüyor.



2006 GAZZE SAVAŞI VE SONRASI
İsrail, özellikle hedef gözeterek öldürme politikası olarak tanımlanabilecek, Filistinli liderleri ve komutanları hedef aldığı suikastlerden sonra, kendisine yönelik artan roket saldırılarını durdurmak amacıyla, 27 Aralık 2008’de Dökme Kurşun Operasyonu’nu başlattı. BM tarafından yayımlanan ve Güney Afrikalı eski hakim Richard Goldstone liderliğinde kaleme alınan rapora göre, 18 Ocak 2009’da son bulan operasyon sonucu yaklaşık 1400 Filistinli ile 13 İsrailli hayatını kaybetti.



BM'DE 'GÖZLEMCİ DEVLET' STATÜSÜ
2009 yılında İsrail’de düzenlenen genel seçimler sonucu sağcı Likud Partisi liderliğinde kurulan, aşırı sağcı partilerin de içinde olduğu, 2013 yılındaki seçimlerden sonra da yenilenen Binyamin Netanyahu hükümeti, uyuşmazlığa ilişkin olarak sert tutum izlemeye ve Batı Şeria’da yoğun olarak Yahudi yerleşim birimleri kurmaya devam etti. Filistin Ulusal Yönetimi, Kasım 2012'de BM'de 'üye olmayan gözlemci devlet' statüsü kazandı. 2011 Ekim ayında UNESCO'ya üye oldu. İsrail, Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukayı sürdürüyor.



BÖLGELER VE NÜFUS
BM Güvenlik Konseyi kararlarına göre İsrail işgali altındaki Filistin toprakları olan Batı Şeria ve Gazze’de dört milyonun üzerinde Filistinlinin yaşadığı tahmin ediliyor. Filistin Yönetimi'nin 2011 yılı temmuz ayı verilerine göre, Hamas kontrolündeki Gazze’de 1,59 milyon, Batı Şeria’da ise 2,58 milyon kişi bulunuyor. Buna ek olarak, İsrail ve Arap ülkeleri başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Filistinliler ile birlikte, küresel düzeyde Filistinli nüfusunun 10 milyonun üzerinde olduğu ifade ediliyor.

Çeşitli alanlarda karşılaştıkları ayrımcılık nedeniyle sık sık şikayetlerde bulunan İsrail vatandaşı Filistinlilerin sayısı da 2010 yılı İsrail resmi verilerine göre 1,5 milyon civarında. Bu sayıya, Doğu Kudüs ile Golan Tepeleri’nde yaşayan Araplar da dahil.



EKONOMİ
Dış yardımla varlığını sürdürebilen Batı Şeria, 2008 yılından beri tek haneli ekonomik büyüme oranları yakalamış durumda.

İsrail’in güvenlik endişeleri nedeniyle giriş-çıkışları kısıtlaması, dolayısıyla İsrail’de çalışan Filistinli sayısının düşmesi ve İkinci İntifada’nın yarattığı ortam sonucu 1990’ların sonundan itibaren yaşam standartları düşmeye başlayan bölge, söz konusu toparlanma sayesinde ayakta kalabiliyor. Filistin Yönetimi, 2007 yılından beri bütçesine yaklaşık üç milyar dolar doğrudan hibe aldı.

Gazze ekonomisi ise, ablukadan derin şekilde etkileniyor. Yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bölgede, yüksek düzeyde yoksulluk, enflasyon ve işsizlik oranları var. Gazze’de yaşayanlar, büyük ölçüde BM tarafından organize edilen dış yardıma bağlı olarak yaşamlarını sürdürüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

kizilay_banner_120X600

kizilay_banner_120X600

sanalbasin.com üyesidir