Son günlerdeki gelişmeler üzerine bazı uyarı ve tespitleri yapmak, gelecek günlerin sıkıntılarını anlamak üzere bu yazıyı kaleme almak zorunlu olmuştur. Bir yıl önce FETÖ ile yapılan mücadelede toplum algısının diri tutulması konusunda uyarılarda bulunmuş, yapılan yargılama ve sonuçlarının hâlâ yeterince toplum üzerindeki mücadele ve inancı desteklemediği uyarısını yapmıştım. [İlgili yazıyı okumak için tıklayınız] Bunun bir mağduriyet edebiyatına dönüşmesinin ise sıkıntılarından bahsetmiştim.

Geçen sürede gördük ki, bu mücadelenin bazı sebep ve gerekçelerle secamete uğratıldığını maalesef müşahede etmekteyiz. Uzun zamandan beri yapılan yargılamaların sonuçlandırılamaması, itirafçı sıfatıyla bu yapının göbeğinde olanların serbest kalması, ilk günden beri bu hain yapıya karşı tutumlarını net koyanları ziyadesiyle üzdüğünü ve algının “mağduriyet” kisvesine sokulduğunu üzüntü ile takip etmekteyiz. Bunun gerekçelerinin en başında emniyet tarafının yeterince içi dolu dosyalarla adliyeye intikal ettirmeyen davalardan kaynaklandığını da görüyoruz.

Hafızamızı biraz zorlarsak uzun zamandan beri emniyet kanadından hiçbir ihracın gerçekleşmediği düşünülürse, ciddi anlamda bir gaflet olduğu gün gibi ortadadır. Bu yapının en güçlü olduğu kurumun emniyet teşkilatı olduğunu bilmeyenimiz mi var? PKK ile yapılan mücadele, uyuşturucu ile yapılan mücadele gündemde iken bu FETÖ’nün bu en güçlü olduğu kurumda ise gündemden düşmüş bir mücadele sergilendiği açıktır.

Yöneticilerimizin bu yapı ile bağlantılı oldukları kamuoyu tarafından bilinen veya görevden alınmış eski idareci, sözde vakıf vb. yöneticileri korumaları ne kadar yanlıştır. Bunun yanında OHAL’in verdiği yetkileri hükümetimizin “biz OHAL’i devlet için ilan ettik” demesine rağmen hâlâ önemli ve kritik görevlere bu hain yapının yalakalarını getirmek ve bunun FETÖ’cü değiller sadece FETÖ SEVER diyerek legalleştirmeye çalışmak nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Milletin, şehitlerimizin, gazilerimiz ve yakınlarının aklıyla alay etmek değil midir bu? Devletin hükmünü uygulamakla görevli olanların bu hassasiyetten uzak olması ise daha büyük bir ihanetin zeminini hazırlamaktan öte bir hizmet olmayacaktır.
 
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği çabalar ve gelinen noktadaki sonuç toplumda sanki bu mücadelenin aynı duyarlılıkla yapılmadığı yönündedir. Bu durum çok tehlikeli stratejik sonuçlar doğurabilir. 15 Temmuz ruhu kaybedilirse, devlet tekrar bir kalkışmada halk desteğinden uzak bir pozisyon alabilir ki bu Sayın Cumhurbaşkanımızı savunmasız bırakır. Yapılması gereken halkın mücadele inancına tesir edecek yargılamalar ve görevden almalar olacaktır. Düşünün ki Adil Öksüz’ü serbest bırakılmasında rol alan ve duyarsız davranan emniyet mensupları hâlâ en kritik görevleri icra etmektedir. Halkın beklentisi bu hain yapının içerisinde yer alanların cezalandırıldığını görmekten öte değildir. 250 şehidin, 2152 gazinin ve yakınlarının vicdani huzuru ancak bununla sağlanabilir. Darbeyi destekleyen, duruma göre pozisyon alan herkesi bulmak ve gereken cevabı vermek bu kurumların asli vazifesi olmalıdır.

Bizler kanımızın son damlasına kadar canımızla ve malımızla başta Sayın Cumhurbaşkanımızı ve devletimizin yanında yer alacağız. İstikbal korkusu, gelecek kaygısı taşıyanlar bu mücadeleyi veremezler. Siyaset adli yargıdan elini çekmeli, emniyet gerçek FETÖ’cüleri bulup bu süreci desteklemelidir. Aksi halde bu süreç Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasındaki halk desteğine yapılan açık bir FETÖ oyunudur.

Buna bağlı olarak yenilenen teşkilatlarında dizaynı içinde tespitlerimizi paylaşmayı bu davanın kurucusu ve bir neferi olarak bir borç addederim. Bu hain yapının karşısında durmak Sayın Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanımızı savunmak bu teşkilatların başlıca görevi inancı olmalıdır.

Teşkilatların yapılanması ise yaklaşan kongreler öncesi ilçelerden başlanmalı ve güçlü il teşkilatları ile tamamlanmalıdır. Metal yorgunluğu sadece seçimleri geçirmek, pasif yönetim sergilemek değildir. Sayın Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanımızın gösterdiği mücadeleyi tabana yaymak ve anlatmaktan aciz kalmaktır. Otoritesi olmayan, bürokratların karşısında haksızlıkları engelleyemeyen yöneticileri ile 2019 başkanlık seçimi ve yerel seçimlerde başarıya ulaşmak inanın mümkün değildir.

Bunun için ikbal beklemeyen, bulunduğu pozisyondan nemalanmayan gerçek DAVA adamlarına ihtiyaç vardır. Heyecanı bitmiş, geçmişinden dolayı günü kurtaranlar asla Cumhurbaşkanımızın dava ve yol arkadaşı olamazlar.

Güçlünün yanında yer alan, bir gün siyasi hayatının bitteceğini düşünüp, değerlerini terk edip, yeni güçlere itaat edenlerin bu samimiyetsizliği otoriteyi de bitirmiş, saygınlığını da yitirmiştir. Bunun tekrar tesisi ise heyecanlı, güçlü ve sağlam duruşlu yeni teşkilatlardır. Güçlü ilçe başkanlarımız olacak ki güçlü bir il teşkilatı olsun. Güçlü il teşkilatı kendini birilerinin ilerideki ikballerine hizmet eden değil, 2019 için Sayın Cumhurbaşkanımıza çalışan yöneticilerden oluşmalıdır.

Benim tek düsturum vardır; il başkanı onun bunun adamı olmayacak, sadece ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanımızın adamı olması ve çalışmaları, pozisyonunu ona göre alan bir başkan olarak o koltukta oturacak. Gerisi benim için teferruattır.

Yetkisini ve iradesini bu yönde koymayanlar samimiyetsiz ve acizdir. Acziyet ise koltuğunu korumak adına Sayın Cumhurbaşkanımızın hükümetinin icraatlarını anlamaktan uzak, şehrin bürokrasisini adalet çizgisinde çalışmasını sağlayamamak, halka hizmeti ulaştırmasında söz hakkı olmamaktan başka bir şey değildir.

Bizler bu davanın neferleri olarak tek destek aldığımız gücün neresi olduğunu unutmamalı ve gereken sadakati göstermeliyiz. AK Parti teşkilatları bu duyarlılığa sahip olmalıdır. Milli birlik ve beraberliğin tek adresi vardır: O da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Onun içindir ki; birilerinin adamı olmayı Sayın Cumhurbaşkanımızın neferi olmaya tercih edenler, bu dava için FETÖ kadar tehlikeli ve haindirler.
 

Arkasındaki düşmanı hisseden; önündeki düşmanla savaşamaz.
Cengiz Han



 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
servet kankaya 7 ay önce

eş,ntr}entrea



assargetde

Avatar
YORUMCU 7 ay önce

Ben FETÖ mücadelesinde samimi olunmadığını düşünüyorum.Parti kongrelerinde içeriye sızmalar şiddetlenmiştir. Kurum atamalarında aynı kripto yapılanmaları devam etmektedir. Birkaç cılız ses dışında mücadele ediyormuş gibi görünen sayısı daha fazlalaşmıştır. Millet bu kabdırılmanın bedelini mutlaka ödetir.Acı olan bu sürecin doğru yönetildiğini söyleyen yetkili makamlar ve siyasilerin kendilerini kandırmalarıdır.

sanalbasin.com üyesidir