gs://serbest-firka.appspot.com/
banner46

Darbeden altı ay sonra… 2017 yılının başında, ilk grup toplantılarında Ana muhalefet partisi lideri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun satır aralarından gündeme taşıdığı söylemler “Yeni Kapı Ruhu” için oluşturulan millet birlikteliğinin ilgasına dönüşmüştü. Akit bozulmuş, CHP, fabrika ayarlarına dönmüştü (*): muhalefet muhalefetti… 

2017’nin başında da benzer söylemler CHP lideri tarafından da söylenir oldu: “…  15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, 20 Temmuz'da gerçek darbe yapıldı. 20 Temmuz’da hiç kimsenin unutmaması lazım. Parlamentodan OHAL yetkisinin alındığı tarih…” diyerek 15 Temmuz menfur darbe girişimi hakkındaki kanaatini serdetmiş oldu. Bundan sonra bu söylemin geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekiyordu öyle de yaptı. Ancak bir ümit, 16 Nisan Referandum sonuçlarının iktidar aleyhine çıkma ihtimali ile süreci beklemeyi tercih etti; Ama olmadı…

Burada da MHP’nin tavrı, hareketli oyların tahkiminde etkili oldu. Yüzer-gezer oyların toplanması ve kaçan oyların takviyesinde farklı siyasi partilerin işbirliği, dahası psikolojisi, iktidarın istediği sonuçların çıkmasında etkili oldu.  Sonuçta umduğu gibi sonuçlar çıkmayan CHP, muhalefetin gerektirdiği bir yola girdi: itiraz, red ve itibarsızlaştırma…

16 Nisan Referandumundan ana muhalefet partisi ve ortakları olarak beklentilerine karşılık bulamayanlar için bir gayr-ı memnun kitle ortaya çıkmış ve onların söylemleri ile yola devam edilmekteyken MİT tırları davası sanıklarının yargı süreci başladı ve bir CHP milletvekili tutuklanarak cezaevine konuldu. Ana muhalefet partisi, sürece ve milletvekiline sahip çıkmakla suçlamalarla ilgili töhmet altına girmiş oldu. Bunun önemli iki sonucu var: ilk olarak CHP, “vatana ihanet” gibi bir suçlamayla şaibeli bir parti haline gelmiş oldu. İkinci olarak siyaseten bir varlık gösteremeyen ve girdiği her seçimde kaybederek çıkan bir siyasi parti lideri için son bir hamle fırsatı doğdu.

20 Temmuz TBMM’nin OHAL yetkisini verdiği tarihtir. OHAL uygulamalarının bütün dünyada hangi durumlarda  uygulamaya konulacağı açıktır. En yakından bilinen Paris’teki OHAL uygulaması ise bizim adeta rutinde yaşadığımız terör olaylarına istinaden oluşturulmuştur. Türkiye ise Meclisi bombalanan, kendi askerinin kendi asker ve polisine kurşun sıktığı, bomba yağdırdığı bir dönemin arkasından gelen uygulamadır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylemi ise hedef saptırma, parti içi muhalefeti bastırma ve birşeyler yapıyor görünme, “ –mış gibi yapma” eylemidir. Kendisi açısından İstanbul’a yürüyüş, genel başkanlığına ilişkin tartışmaları bir süreliğine erteleyecektir. Ancak bu kısa vadeli bir kazanımdır,  bir hafta sonra konuşulmayacaktır bile… Şimdiki hedef bütün bir muhalefeti ve red cephesini bir arada tutarak, iktidar karşıtı bir zinde grup oluşturma eylemidir. Ancak içi boş söylemlerin  “adalet” gibi herkesin kabul ettiği bir kavramla peçelenmesi, gerçekleri gizlemeye yetmeyecektir.
 
(*)  “Biz muhalefetiz ve muhalefetimiz karşı partinin politikasına, sosyal ve ekonomik anlayışına karşıdır.“  İsmet İNÖNÜ’nün  Konuşma, Demeç, Makale, Mesaj ve Söyleşileri’nden (1968 – 1970)
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

kizilay_banner_120X600

kizilay_banner_120X600

sanalbasin.com üyesidir